26 Mayıs 2019 Pazar

Kahve Bitti


Saatler geçti, güneş battı, akşam oldu. kahve bitti. Düşün; bir güne neleri sığdırabilirsin?

Sabah erken kalktım. Kahvaltı yapıp hazırlandık. Oğlumun basketbol kursuna gitmek için yola çıktık arkadaşı Ceren'i alarak kursa gelmiştik bile. Çocuklar arkadaşları ile basketbol oynarken ben cafede çay içip bir saat okudum.
🏀
Eve geldiğimizde oğlumun meyvesini hazırlayıp pazara gittim. Küçük bir alışveriş yaparak süt alıp eve döndüm. Süt kaynadı ılınırken bir avuç badem ve iki hurma yedim. Sütü mayaladım,  patates salatası yapıp piknik çantasını hazırladım.
🎭
Tiyatronun başlama saati yaklaşmıştı. Üzerimizi değiştirip dışarı çıktık. Kayra'nın üç arkadaşı; Efe, Ceren ve Evrim de geldiler. Tiyatro salonuna gidip çocukları koltuklarına yerleştirip iyi seyirler dileyerek çıktım. Efe'nin annesi arkadaşım Canan ile tiyatronun karşısındaki parka gidip masaya örtümüzü serdik.
👭
Sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık, çocuklar tiyatro oyunundan keyif ile çıktılar, parkta oynar iken Ceren'in annesi Akile iş yerinden yanımıza geldi. Bol kahkahalı, çok sohbetli piknik yaptık. Güneş çıkınca iyice sıcağa kaldık, soframızı toplayıp örtümüzü gölgeye, ağaçların altına serdik.
🌳
Canan'ın arkadaşı yanımıza uğradı bir şeyler içip sohbet ettik. Çocuklar da kaydırak, salıncak kovalamaca derken saatler ilerledi. Eve gelip duş aldık. Yemek yapıp oğlumla sofrayı hazırladık. Sabah okula gideceğinden Kayra erkenden yattı. Eşim hala işte, ben de kahve eşliğinde Homeland dizisini izledim. Ve gün geçti, kahve bitti. Benim bir güne sığdırabildiklerim.
😊

22 Mart 2019 Cuma

Lifecell’den Akıllı Kamera: SUPERCAM

SUPERCAM ile Sevdiklerinize Gözünüz Gibi Bakın
Teknolojilerle deyimler çok bağlantılı aslında. Mesela “gözün gibi bak”. Ne güzel bir deyim değil mi? Bir şeyin ne kadar değerli olduğunu göstermek için söylenir. Eski zamanlarda önemsediği şeylerden ayrılmak zorunda kalan insanlara güven vermek için.

Zaman ilerlese de ihtiyaçlar değişmiyor. Deyimler ve ihtiyaçlar da teknoloji ile birlikte yeni anlamlar kazanıyor.
Gözün gibi bak deyimi için de başka bir çözüm var artık. Yeni bir teknoloji: Supercam
Supercam evini, işini, evcil hayvanını, bebeğini… insanın önemsediği ne varsa gözü gibi bakabilmesi için yapılmış bir hizmet. Lifecell’in sunduğu güvenlik hizmeti Supercam ile kamera sistemlerinizden evinizi mobil uygulama sayesinde izleyebiliyor, geriye dönük kayıtlarınıza ulaşabiliyorsunuz. Çift taraflı konuşma özelliği ile cihaz üzerinden iletişim kurabiliyor, davetsiz misafirler için alarm alanı oluşturabiliyorsun. Tüm bu özellikleri ile gerçekten sevdiklerine gözün gibi bakabiliyorsun.

Üstelik bu teknolojiyi Lifecell’liler ve Turkcell’liler avantajlı şekilde kullanıyor. Supercam ile birlikte uygulama içinde kullanabilecekleri 5 GB internet de beraberinde geliyor.
Supercam’in paket özelliklerini gözden geçirin, avantajlı fırsatları kullanın, siz de sevdiklerinize gözünüz gibi bakın.
Akıllı Paket: 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma özelliklerinin kullanılabildiği paket.

Bulut Paketi (7 veya 30 gün): 7/24 izlemenin yanında hareket alarmı, video ve görüntü kaydetme/paylaşma ve 7 gün veya 30 gün geriye sarma özelliklerinin kullanılabildiği paket.
Not: Supercam, ücretsiz kurulum, 7/24 destek hizmeti, gece gündüz 1080p (HD) çözünürlüğünde izleme imkanı, alarm alanında hareket olması durumunda telefonuna anında bildirim gönderme ve video klip oluşturup paylaşma özellikleri ile birlikte kullanılabilmektedir.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Aralık 2018 Pazartesi

Niyet Et

Bazen gitmeli insan yüreğinin götürdüğü yere, bazen erimeli için küçük bir kar tanesi ile. Ne eksik ne fazla, almalısın yanına ne lazımsa. Bir defter, bir kaç kalem, bir kitap mesela. Soğuk hiç engel olmamalı yola çıkışına, nefesin, yüreğin sıcak ne de olsa. Dilinde bir şiir; okumalısın içinden dokunarak ruhuna. Belki bir yalnızlık şarkın vardır kimse yokken söylediğin, türkün gizlidir içinde sessizce dinlediğin. Hani hep bir telaşın var, hep yapacak işlerin. Ne telaş bitecek ne de işlerin. En iyisi kendine bir gün hediye et. Bugün olmasa da, bir güne niyet et.
Dilek Afiyon Avcı

5 Aralık 2018 Çarşamba

Yağmurun Sesi

Nede olsa yağmurun hep hüzünlü bir yanı var. Bazen vazgeçtiklerini, ardında bıraktıklarını hatırlatır damlalar. Tabii hayat hep mutluluk değil, iyisi olduğu gibi kötüsü de var. Sen sadece yapman gerekeni yap,  yani iyi kal. Nasıl olsa her iyilikte bir mükafat yatar. Hayat sana güzelliklerden eller uzatıyorsa hiç düşünme yakala. Bir de yüreğinde biriktirdiğin şarkıları hiç unutma!
Dilek Afiyon Avcı

1 Kasım 2018 Perşembe

Müslüm


Hala boğazımda düğüm ile yazıyorum cümlelerimi, Müslüm filmi beni derinden etkiledi. Öncesinde fragman seyretmedim, film yorumlarını okumadım. Ayla filminin yapıcısı olması merakımı uyandırdı. İlk düşüncem gerçek yaşamdan olmasıydı.

Hayat hikayesini az çok biliyor olsam da Timuçin Esen rol almamış, muhteşem anlatmış. Sesinin de güzel olduğuna tanıklık ettim. Güçlü bir cast ile çalışıp emek ile ortaya çıkan filmde izlerken bazı sahnerde karnım acıdı diyebilirim.

Bizler çocuklarımıza bağırırken bile vicdan azabı duyarken, ufak bir durumda psikolojisi etkilenir mi acaba? diye düşünürken, bazı yerde, bazı çocuklar ne acılı hayatlar yaşıyorlar.

Filmde duygu var, acı, gözyaşı, sevgi ve incelikler var. En son Babam ve Oğlum filminde bu denli etkilenmiştim. Yüreğime dokunan bir yaşam öyküsü.

Müslüm filmi izlenmeye değer ve izlemelisiniz. Filme emeği geçen herkesi tebrik ediyor, Müslüm Gürses'i rahmetle anıyorum. Ve son cümlem kadınlara gösterilen şiddetler, çocuklara yapılan eziyetler artık bitsin...

@demlenmisyasam

26 Ekim 2018 Cuma

Huzur The Beaver Coffee de


Kahve kokulu zamanlara tanık olmanın eşsiz huzuru ile satırlarımı yazıyorum. Blogger arkadaşlarımızla @nursevincelezzetler 'in davetlisi olarak. @thebeavercoffeeshop 'a misafir olduk.

Workshop tüm lezzetleri ile muhteşem geçti. Ve isminde ki gizemi merak ederek sorduk neden Kunduz? Diye.
Kunduzların barajlar kurup setler oluşturarak su yönünü bile değiştirebildiğini biliyordum. Ancak böyle mistik bir hikâyesi olduğunu duymamıştım. Kadim bir inanışa göre, etrafına hayat enerjisi veren denge merkezleri imiş kunduzlar.

Beaver Coffee, yetenekli ellerde hazırlanan nitelikli ve taze kahve ile gününüze enerji ve denge katmak için Olympos, Kültür ve Konyaaltı'nda hizmet veriyor.
Yaşadıkları ortamı kendilerine özgü bir biçimde değiştirme yeteneğine sahip, oldukça çalışkan canlılar olan kunduzlardan ilham almışlar. Bu duyguyu yüreklerindeki kahve aşkıyla birleştirince ortaya harika lezzetler çıkmış.


"Ülkemizdeki kahve anlayışına katkı sağlayabilmek ve bu anlayışı bir seviye yukarı taşıyabilmek için kaliteli ürünleri, en ideal yöntemlerle hazırlayıp, kahve ile ilgili bildiklerimizi sakınmadan misafirlerimizle paylaşarak kunduzlar gibi çalışıyoruz" diyorlar. Ve ekliyolar, "Kahve, topraktan fincana her seferinde eşsiz bir kova çekeceğiniz bir sonsuzluk kuyusudur. Kahve=Hayat."

The Beaver Coffee'de tadımladığım pastalar arasında  Sebastian cheesecake kesinlikle tavsiyemdir. Börekteki çıtırlığı ve içinde damağımı şenlendiren Ezine peynirin böreğe ne kadar yakıştığını yazmak istedim.

Yolunuz Antalya'ya düşerse Konyaaltı Sahilde içinde muhteşem kahve kokularını barındıran bu şık mekana gitmenizi öneririm. Bir yanı orman bir yanı deniz, kahvenizi yudumlayıp kitabınızı okuyacağınız muazzam bir ortam. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.


@demlenmisyasam

23 Eylül 2018 Pazar

Zamanın Kokusu


Uzun bir aranın ardından sonra buradayım... Kelimelerin dans ettiği, cümlelerin özlemle serildiğini hissediyor gibiyim. Dün Blogger arkadaşlarım ile @ozlemlemakyaj Özlem hanımın organizasyonunu yaptığı @nayscollectionn ürün lansmanındaydık. Bir çok blogger ile tanışma fırsatımız oldu. Her birinin ayrı içtenliği ve enerjisi vardı. Nays Collection Yetkilisi İdris bey, bizleri nezaketle karşıladı. Yeni çıkan ürünlerini tanıtırken zaman kum saatinden akan kumlar gibi hızla geçti. 

Bir çok parfüm kokusu denedik, çiçek kokuları, deniz kokuları derken turunç kokulu parfüm ile büyüledim. Adeta Antalya için tasarlanmış ta denizin en güzel görenen yeri @bekacafe'de bizimle buluşmuş gibiydi.
Parfüm yağlarını ise oğlumun da güvenle kullanacağı kanısına vardım. Birbirinden güzel kokuları olan ıslak mendillerin yanı sıra, bir de makyaj mendilinin kalitesini uygulamalı gözlemleyebildik. Arkadaşımızın makyajını temizlerken hissettirdiği temizlik ve ferahlığın canlı şahitleri olduk.

Bambu çubuklarından oluşan hoş tasarım şişeli oda kokusuna da hayran kaldım. Ancak beni en çok etkileyen ürün ayakkabı parlatma mendiliydi, hem ayakkabıyı temizliyor, hem parlatıp bakımını yapıyor. Kullandığımda deneyimini sizlerle paylaşacağım.
Bir çok ürününden söz edipte Oxygen Bubble Mask ürününden bahsetmemek olmaz. Kullanan arkadaşlarım kesinlikle maskeden çok memnun kalarak tavsiye ediyor. Ben de lavantalısını deneyeceğim. Öyle video çekip anlatamam, ki çekim yapan arkadaşlarıma imreniyorum. Yazarak dilim döndüğünce, kalbimin dediğince anlatırım.

Kakulenin Bebekleri blog sahibesi arkadaşım arkadaşım Emine bizler için el emeği enfes bir pasta hazırlamış. Çay eşliğinde tadımlarken sohbetimiz ile daha da değerlendi. Veda vakti ne çabuk gelmiş, zaman nasıl da hızlı geçmişti.
Öncelikle misafirperverlikleri ve her şey için, Özlem Hanım ve İdris Beye, güler yüzleri için Beka Cafeye, Harika pastası için Emine'ye, geldikleri için tüm Blogger ve Sosyal Medya Yazarı arkadaşlarıma teşekkür ederim. Mis kokulu zamanlarımız oldu... Ve Eylül gününü güzelleştiren dökülen yapraklar değil, gülümseyen suratlardır. Hepimizin yüzünde tebessüm oluşarak ayrıldık, böylece ardımızda güzel anılar bıraktık...


19 Aralık 2017 Salı

Pazartesi


Günaydın pazartesi uyandım; Serin ve karanlık. Gün güzel olsun dilekleri, kahvaltı telaşı, hemen kahvaltı bitmeli okula yetişmeli. Koşar adım okula yaklaşmışken yol kenarına gelip Kayra ile duruyoruz. İstiklal Marşı okunuyor, bir güzel duygudur yüreğimize yayılıyor...

Eve geldim keyifle geçen hafta sonunun temizliği vardı elbet. Çamaşırları astım. Bulaşık makinesini yerleştirdim. Aslı Enver dinliyorum. Ne de güzel söylüyor. "Geliyor bak kalem kaşlı, Eteği belinde, gül de takmış. Gül de takmış. Al dudaklar, mor sümbüller Öyle de güzel, ince de belli ince de belli......" Biten şarkı ile çıkıyorum dışarı. Bugün sınıfta meyve sırası Kayra da olduğu için özenle seçtiğim havuçları, miniklere okula yetiştiriyorum.

Telefon çalıyor eşim, konuşuyoruz, biraz işten, biraz evden. Telefonu kapattığımda yemek pişmişti. Ocağın altını söndürüp Kayra'yı öğlen yemeği için okuldan almaya gidiyorum. Eve gelirken Kayra'nın okul maceralarını dinliyorum. Eve gelmeyi seviyorum.

Yemeği yemiş, evden çıkmış tam zil çalarken okulda oluyoruz. Eve geldiğimde, telefonu çalar halde buluyorum. Ceren'in annesi Akile. Satranç turnuvaları için konuşuyoruz, yarın satranç hocasını arayıp bilgi alalım diye konuşup kapatıyoruz.

Küçük bir mozaik pasta yapıp dondurucuya atıyorum. Evi süpürüyor, sonrasında toz alıyorum. Kapı çalıyor, Üst kattan daire 8.'de oturan komşum. Daire 6'da oturan komşumuzun bitmek tükenmek bilmeyen sorunlarını anlatıyor. Apartman yönetici olmak dinlemeyi gerektiriyor. Teras için kilit alalım diyor giderken.

Kayra okuldan çıktığında ben klasör elimde okul bahçesinde onu bekliyorum. Hoplayarak geliyor yanıma. Okul çantasını bana verip klasörü alıyor. Etüt için pazartesi, Ceren'in babası, salı ise Yağmur'un annesi araba ile götürüyor çocukları. Neşe içinde arabada gülümseyen minikler el sallıyor, diğer anneler ile arkalarından dua edip uğurluyoruz.

Birinci sınıflarından beri, biz de anneleri ile beşimiz arkadaşız, Efe'nin annesi hariç Efe ile anasınıfından beri birlikteler. O zamandan beri Kayra ile Efe hep aynı sınıfta aynı sırada oturuyorlar.

Çocuklar etütte gittiğinde bizde her hafta müsait olursak birbirimizin evinde sohbet edip çocukları bekliyoruz iki saat. Canan'ın işi olduğundan Sevgi ve Dilek ile geliyoruz bize. Sohbet ederken Canım arkadaşım Aylin'den gelen fotoğrafla günüm şenleniyor, henüz bir aylık bile olmayan Kürşat Emir'in tatlı halleri... Maşallah diyorum 41 kere... Arkadaşlarımında hayır duasını alırım. İki saatin nasıl geçtiğine inanamıyoruz çocukları almaya giderken.

Anneler ve çocuklarımız bir süre birlikte yürüyor sonra hepimiz evlerimize gitmek için dağılıyoruz. Kayra'ya bir dilim pasta kesip, bir kaç tana kayısı kurusu ile tabağını hazırlıyor. Bir yandan da süt ısıtıyorum. Bir şeyler atıştırdıktan sonra derslerini yapmak üzere hazırlanıyor. Bir süredir Meryem'in tabağının ben de olduğunu hatırlıyorum. Tabağı doldururken, kazağı geliyor aklıma, geçen hafta spordan çıkıp onlara gittiğim zaman üşüdüğünde vermişti. "yıkayıp öyle getiririm" demiştim. Astığım çamaşırlar arasından alıyorum kazağı, biraz nemli, "söylerim evinde kendi kurutur" diye geçiriyorum içimden...

Meryem'den dönerken Daire 5'te oturan Ayşe teyze ile karşılaşıyoruz yine sitem ediyor; "hiç gelmiyorsun bana, bir kahve içmeye bile gelmedin" diyor. Yüzündeki hüzün kalbime değiyor. Ayşe teyzenin başka şehirde oturan evli bir kızı var. Yazın yaylada, kışın burada yalnız kalıyor. "Müsaitsen 10 dakika sonra kahve içmeye gelirim Ayşe teyze." diyorum. Tatlı bir tebessümün Ayşe teyzenin yüzünde dolandığını görüyorum. Kapıyı açarken ben de gülümsüyorum.

Akşam namazını kılıyorum. Kayra'nın dersi bitmedi. Evde kalıp ödevini yapmak istiyor. Kahve içip gelirim diyorum giderken...

Kahveleri ben yapıyorum, kendime sade, Ayşe teyzeye orta şekerli. Sohbet ediyoruz. O daha çok tanımadığım kişilerden söz ediyor, aslında benim de çok da ilgimi çekmiyor. Kahveler bittiğinde fincanları yıkıyorum. Kayra evde diyerek müsade istiyorum. Yıkadığım tabağımı alırken, Komşum buzluktan yaprak çıkararak "sararsın" diyor. "Ayşe teyze gücenme ama ben onu almayayım saramam" diyorum. "Sen içini hazırla ben gelir sararım" diyor. "Allah razı olsun, almış kadar oldum, iç hazırlamak için de olsa vakitim olmaz, ben biliyorum beni" diyorum Doğru söylemenin rahatlığı içinde... Elini omuzuma koyarak "ben sararım sana yersiniz oğlunla, eşinle kızım" diyor. Mahçup gülümseyişimle iniyorum alt kata...

Kayra'nın ödevi az kalmış. Benim de telefonum çalıyor hattın diğer ucunda Satranç hocamız Yaşar hanım. Kayra'nın lisansı için aramış. Turnuvalar için yarın arayacaktık sizi dedim. Bilgi verdi, kapattıķtan sonra da oğlumun satranç oynarken çekilmiş fotoğraflarını gönderdi. Ne güzel de gülmüş. Akile'yi aradım, "yarın Yaşar hanımı aramanıza gerek yok. Bilgi verdi." dedim kısa bir konuşmadan sonra telefonu kapattım.

Tam oğlumun dersi bitmişti ki kapı çaldı. Daire 10'daki komşum ve iki küçük oğlu, Kayra'dan bir iki yaş büyükler. Dış kapının elektriği bozulmuş onu yaptırabilir miyiz? diye soruyor. Kendisi çalıştığından uzun süredir görüşemiyorduk. Konuşma uzayınca eve davet ettim kahve için. "Hem de çocuklar oynarlar" dedim. Kayra'nın odasına çocuklara meyve götürdüm. Bize de kahve yapacaktım ki, arkadaşlarımla ve Ayşe teyze ile beraber kahve içtikten sonra bir kahve daha içecek durumda olmadığımı fark ederek sadece bir fincan kahve yaptım. Bir fincan bitki çayı ile Pınar'a eşlik ettim. Keyifli geçen bir sohbet oldu, okuduğu kitaplardan, okuduğum kitaplardan konuştuk bolca... Saat dokuzu geçiyordu gittiklerinde.

Yine dolu dolu geçen bir güne Hoşçakal diyorum akşamla beraber.
Gecenin sesini duymadan uyuyorum.






18 Ağustos 2017 Cuma

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.